İzmir’deki Üç Kritik Fay Kırılma Aşamasında
“Yaklaşık 337 yıldır İzmir kara sularında yıkıcı bir deprem yaşanmadı. 2020’de yaşadığımız 6,6 büyüklüğündeki sarsıntı Sisam merkezliydi. Ancak bu durum, kara içindeki fayların suskun kaldığı gerçeğini değiştirmiyor. Yapılan analizler, Tuzla, Gülbahçe ve Seferihisar faylarının deprem üretme zamanının geldiğini gösteriyor. İzmir’i bir an önce depreme dirençli bir kent haline getirmeliyiz.”
Batı Anadolu’da Kırılmayı Bekleyen 200 Aktif Fay
Türkiye genelinde 485 aktif fay hattı bulunduğunu belirten Prof. Dr. Sözbilir, bu fayların yaklaşık 200’ünün Batı Anadolu coğrafyasında yer aldığını söyledi. Bölgenin yılda 40 milimetre güneybatıya doğru hareket ettiğine dikkat çeken uzman, bu hareketliliğin fay hatlarındaki gerilimi sürekli artırdığını ifade etti:
“Batı Anadolu’daki fayların büyük çoğunluğu 6 ila 7 büyüklüğünde depremler üretebilecek potansiyele sahip. Son yüzyılda yalnızca 8 fay kırıldı. Geri kalanların hepsi kırılmayı bekliyor. Zamanı geldiğinde bu faylar enerji boşaltacak ve yeni depremler kaçınılmaz olacak.”
Simav ve Gelenbe Fayları Arasındaki Tehlikeli Etkileşim
Sözbilir, yaklaşık 200 kilometre uzunluğundaki ve 7 farklı segmente ayrılan Simav Fay Zonu hakkında da kritik bilgiler paylaştı. 1970 Gediz depreminin de bu fay üzerinde meydana geldiğini belirterek, her segmentin 6 ila 7,2 büyüklüğünde deprem üretme kapasitesine sahip olduğunu söyledi.
Şu anda Simav’ın kuzeyinde küçük ölçekli depremler yaşandığını kaydeden Sözbilir, Gelenbe Fayı’nın gerilimi aktarma rolüne dikkat çekti:
“Gelenbe Fayı, Simav Fayı’na dik bir konumda yer alıyor ve kırılmaktan ziyade bir gerilim transfer hattı gibi çalışıyor. Eğer gerilimi kuzeye aktarırsa Balıkesir fayını, güneye aktarırsa Akhisar ve Soma faylarını etkileyebilir. Bu da bölgede domino etkisiyle yeni sarsıntıların tetiklenmesine neden olabilir.”